Tasarrufun İptali Davası Nedir? 2026 Güncel Rehber: Şartları, Süreler ve Tüm Detaylar
Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi, icra hukukunun en sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Tasarrufun iptali davası, alacaklının bu tür hileli veya zararlı tasarrufları hükümsüz kılarak alacağını tahsil edebilmesini sağlayan özel bir dava türüdür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ila 284. maddeleri arasında düzenlenen bu dava, borçlunun son beş yıl içinde yaptığı belirli tasarrufların iptali yoluyla alacaklının cebri icra hakkını koruyan etkili bir hukuki çaredir. Bu rehberde tasarrufun iptali davasının şartlarını, türlerini, sürelerini ve uygulamadaki tüm detayları 2026 güncel verileriyle ele alıyoruz.
1. Tasarrufun İptali Davasının Tanımı ve Hukuki Niteliği
Tasarrufun iptali davası, alacağını icra takibi yoluyla borçludan tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun malvarlığını azaltmak amacıyla yaptığı hukuki işlemleri, alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz kılmak için açtığı bir davadır. İİK md. 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu dava, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki işlemin tarafları açısından geçerli kalmaya devam etmesine rağmen, davacı alacaklı bakımından o mal üzerinde cebri icra yapılabilmesine imkân tanır.
Bu davanın temel amacı, borçlunun alacaklılarına zarar verecek şekilde malvarlığını azaltan tasarruflarını bertaraf ederek alacaklının tahsil imkânını yeniden tesis etmektir. Tasarrufun iptali davası, bir ayni hak davası değildir; şahsi nitelikte bir davadır. Dava sonucunda iptal kararı verilmesi hâlinde, dava konusu mal borçlunun mülkiyetine geri dönmez; yalnızca alacaklıya o mal üzerinden haciz ve satış isteme yetkisi tanınır.
2. Tasarrufun İptali Davasının Şartları
Tasarrufun iptali davasının kabul edilebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
a) Gerçek bir alacak ilişkisinin bulunması: Davacı alacaklı ile borçlu arasında hukuken geçerli, gerçek bir borç ilişkisi mevcut olmalıdır. Muvazaalı veya hayali alacaklar bu davaya dayanak oluşturmaz.
b) Kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması: Borçlu hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmiş olması gerekir. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz edilmemişse veya itirazın iptali ya da kaldırılması sağlanmışsa takip kesinleşmiş sayılır. İlamlı takipte ise ilamın kesinleşmesi aranmaz; icra emrinin tebliği yeterlidir.
c) Aciz vesikasının (aciz belgesinin) bulunması: Alacaklının kesin aciz belgesi (İİK md. 143) veya geçici aciz belgesi (İİK md. 105/II) almış olması gerekir. Borçlunun haczi kabil malının bulunmaması veya bulunan malların alacağı karşılamaması hâlinde düzenlenen haciz tutanağı geçici aciz belgesi hükmündedir. Aciz belgesinin dava açılmadan önce alınması zorunlu değildir; yargılama süresince, hatta istinaf aşamasında dahi ibraz edilebilir.
d) Tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması: İptali istenen tasarrufun, takip konusu borcun doğum tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması zorunludur. Borcun doğumundan önce yapılan tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz.
e) Beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması: İİK md. 284 uyarınca dava, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
3. İptal Edilebilecek Tasarruf Türleri
İcra ve İflas Kanunu, iptale tabi tasarrufları üç ayrı kategoride düzenlemiştir:
3.1. İvazsız (Karşılıksız) Tasarruflar — İİK md. 278
İİK md. 278 uyarınca, borçlunun hacizden veya iflasın açılmasından geriye doğru iki yıl içinde yaptığı tüm bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır (hükümsüzdür). Ayrıca kanun, bazı ivazlı (karşılıklı) tasarrufları da bağışlama hükmünde saymıştır:
Karı koca arasında yapılan ivazlı tasarruflar— Anayasa Mahkemesi'nin 22.03.2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 22.12.2022). Bu hüküm artık uygulanmamaktadır.Üstsoy veya altsoy ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan hısımları arasındaki tasarruflar— Anayasa Mahkemesi'nin 12.04.2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 12.01.2023). Bu hüküm artık uygulanmamaktadır.Evlat edinme ilişkisinden doğan tasarruflar (evlat edinen ile evlatlık arasında)— Anayasa Mahkemesi'nin 09.05.2024 tarihli E: 2023/200, K: 2024/103 sayılı kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 22.07.2025). Bu hüküm artık uygulanmamaktadır.- Borçlunun verdiğine karşılık pek aşağı bir fiyat kabul ettiği sözleşmeler (aşırı düşük bedelli devirler)
- Borçlunun kendisi veya üçüncü kişi yararına kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri
Önemli Not (2026 Güncel): Anayasa Mahkemesi, İİK md. 278/III'ün birinci bendindeki üç ayrı ibareyi farklı tarihlerde iptal etmiştir:
- "Karı koca" ibaresi: AYM'nin 22.03.2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 22.12.2022).
- "Üstsoy veya altsoy ile üçüncü dereceye kadar kan hısımları" ibaresi: AYM'nin 12.04.2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 12.01.2023).
- "Evlat edinenle evlatlık" ibaresi: AYM'nin 09.05.2024 tarihli E: 2023/200, K: 2024/103 sayılı kararıyla iptal edilmiştir (yürürlük: 22.07.2025).
Dolayısıyla 2026 itibarıyla, İİK md. 278/III'ün birinci bendindeki tüm akrabalık karineleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş durumdadır. Borçlunun eşine, yakın kan hısımlarına veya evlatlığına yaptığı ivazlı tasarruflar artık otomatik olarak bağışlama hükmünde sayılmamaktadır. Bu işlemler hâlâ İİK md. 280 kapsamında zarar verme kastıyla yapılan tasarruf olarak iptal davasına konu edilebilir; ancak ispat yükü alacaklıya aittir.
Bu tasarruf türünde alacaklının ispat yükü hafifletilmiştir; alacaklının yalnızca tasarrufun yapıldığını ve kanunda sayılan hallerden birine girdiğini kanıtlaması yeterlidir.
3.2. Acizden Dolayı Butlan Halleri — İİK md. 279
İİK md. 279 uyarınca, borçlunun hacizden veya iflasın açılmasından geriye doğru bir yıl içinde aşağıdaki işlemleri yapması hâlinde, bu tasarruflar batıl sayılır:
- Mevcut bir borç için rehin verilmesi (daha önce teminatsız olan borca sonradan rehin tesisi)
- Vadesi gelmemiş bir borç için ödeme yapılması
- Para veya mutad ödeme araçları (çek vb.) dışındaki araçlarla yapılan ödemeler (örneğin taşınmaz devri yoluyla borç ödeme)
- Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler
Bu hâllerin varlığında, üçüncü kişi tasarrufun borcun ödenmesinden başka bir maksadı bulunmadığını ispat ederse iptal kararı verilemez.
3.3. Alacaklılara Zarar Verme Kastıyla Yapılan Tasarruflar — İİK md. 280
İİK md. 280 uyarınca, borçlunun malvarlığını alacaklılarına zarar verme kastıyla azaltması hâlinde, bu işlemlerden yararlanan üçüncü kişinin borçlunun kastını bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda tasarruf iptal edilir. Bu maddede süre beş yıl olarak uygulanır.
Kanun, aşağıdaki durumlarda üçüncü kişinin kötüniyetli olduğu (borçlunun zarar verme kastını bildiği) yönünde bir karine öngörmüştür:
- Üçüncü kişinin borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar kan veya sıhri hısmı olması
- Borçlunun ticari işletmesini devretmesi veya önemli miktarda malvarlığını devretmesi hâlinde, devralan kişinin iyi niyetini ispat edememesi
Bu madde kapsamında ispat yükü genel olarak davacı alacaklıya aittir; ancak kanuni karinelerin devreye girdiği hâllerde ispat yükü davalı tarafa geçer.
4. Davanın Tarafları
4.1. Davacı
İİK md. 277 uyarınca tasarrufun iptali davasını açma hakkı şu kişilere aittir:
- Elinde aciz belgesi bulunan alacaklı: Kesin veya geçici aciz belgesine sahip alacaklı doğrudan dava açabilir.
- İflas idaresi: İflas hâlinde iptal davasını iflas idaresi açar (İİK md. 270). İflas idaresinin dava açmaması hâlinde, iflas alacaklıları da dava açabilir.
4.2. Davalı
İİK md. 281 gereğince dava, aşağıdaki kişilere karşı birlikte açılır:
- Borçlu: Tasarrufu yapan borçlu her hâlde davalı olmalıdır.
- Lehine tasarruf yapılan üçüncü kişi: Malı veya hakkı devralan kişi.
- Malı üçüncü kişiden devralan dördüncü kişi: Üçüncü kişi malı başka birine devretmişse ve bu kişi kötüniyetli ise, dördüncü kişi de davalı olarak gösterilir (İİK md. 283/II).
Tüm davalıların birlikte dava edilmesi zorunludur; aksi takdirde mahkeme taraf teşkili sağlanamadığından eksikliğin giderilmesini isteyecektir.
5. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 2. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
İstisna olarak:
- İcra mahkemesinde görülen istihkak davası sırasında karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme İcra Mahkemesi olabilir (İİK md. 97/17).
- İflas hâlinde sıra cetveline itiraz şeklinde açılan iptal davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır (İİK md. 235).
Yetkili mahkeme: HMK'nın genel yetki kuralları uyarınca, davalılardan birinin (borçlunun veya üçüncü kişinin) davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
6. Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı
Tasarrufun iptali davasında İİK md. 284 uyarınca uygulanan süre, beş yıllık hak düşürücü süredir. Bu süre, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren başlar. Hak düşürücü süre olması nedeniyle:
- Mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) gözetilir; tarafların ileri sürmesi gerekmez.
- Süreyi durduran veya kesen herhangi bir sebep yoktur; kesin bir süredir.
- Beş yıllık sürenin geçmesiyle dava hakkı tamamen ortadan kalkar.
Her üç iptal türünde de (İİK md. 278, 279, 280) dava açma süresi, tasarruf tarihinden itibaren beş yıldır. Ancak İİK md. 278 kapsamındaki ivazsız tasarruflarda iptale konu olabilecek tasarruflar yalnızca son iki yıl içinde yapılanlardır; İİK md. 279 kapsamındaki acizden dolayı butlan hâllerinde ise bu süre bir yıldır. Bu süreler, ilgili maddelerdeki iptal nedeninin kapsamını belirler; dava açma süresi ise her hâlde beş yıldır.
| İptal Nedeni | İlgili Madde | Geriye Dönük Tasarruf Süresi | Dava Açma Süresi |
|---|---|---|---|
| İvazsız tasarruflar | İİK md. 278 | 2 yıl | 5 yıl (İİK md. 284) |
| Acizden dolayı butlan | İİK md. 279 | 1 yıl | 5 yıl (İİK md. 284) |
| Zarar verme kastı | İİK md. 280 | 5 yıl | 5 yıl (İİK md. 284) |
7. Dava Harçları ve Masraflar (2026 Güncel)
Tasarrufun iptali davası nispi harca tabidir. Harç miktarı, takip konusu alacak tutarı ile iptali istenen tasarrufun değerinden hangisi düşükse onun üzerinden hesaplanır.
2026 yılı harç oranları:
- Başvurma harcı: 732 TL
- Nispi karar ve ilam harcı: Binde 68,31 oranında (dava değeri üzerinden)
- Peşin harç: Nispi harcın dörtte biri dava açılırken peşin olarak ödenir
Avukatlık ücreti: 2026 yılı Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre, asliye hukuk mahkemelerinde görülen davalar için asgari ücret 45.000 TL + KDV'dir. Tasarrufun iptali davaları genellikle nispi vekâlet ücretine tabi olup, dava değeri üzerinden hesaplanan miktar bu asgari tutarın altında kalırsa asgari ücret uygulanır.
Hesaplama Örneği: Alacaklının takip konusu alacağı 500.000 TL, iptali istenen taşınmazın değeri 800.000 TL ise dava değeri 500.000 TL (düşük olan) olarak belirlenir. Nispi karar ve ilam harcı: 500.000 × 0,06831 = 34.155 TL. Peşin harç: 34.155 / 4 = 8.538,75 TL. Başvurma harcıyla birlikte dava açılışında ödenmesi gereken toplam yaklaşık tutar: 9.270,75 TL olacaktır.
8. İspat Yükü ve Deliller
Tasarrufun iptali davasında ispat yükü, ileri sürülen iptal nedenine göre farklılık gösterir:
İİK md. 278 kapsamında (ivazsız tasarruflar): Alacaklının ispat yükü oldukça hafiftir. Alacaklı yalnızca tasarrufun yapıldığını ve bunun bağışlama veya bağışlama hükmünde bir işlem olduğunu ispatlamalıdır. Davalının karşı ispat hakkı sınırlıdır.
İİK md. 279 kapsamında (acizden dolayı butlan): Alacaklı, tasarrufun maddede sayılan hâllerden birine girdiğini ispatlamalıdır. Ancak üçüncü kişi, tasarrufun borcun ödenmesinden başka bir amacı olmadığını ispatlayarak iptalden kurtulabilir.
İİK md. 280 kapsamında (zarar verme kastı): İspat yükü kural olarak davacı alacaklıya aittir. Alacaklı, borçlunun zarar verme kastıyla hareket ettiğini ve üçüncü kişinin bu kastı bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlamalıdır. Ancak kanuni karinelerin (yakın akrabalar arası işlem, ticari işletme devri vb.) varlığında ispat yükü yer değiştirir ve davalı üçüncü kişi iyi niyetini ispatla yükümlü olur.
Davada kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır: tapu kayıtları, banka hesap hareketleri, ticaret sicili kayıtları, icra dosyası, aciz belgesi, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve nüfus kayıtları (akrabalık ilişkisinin tespiti için).
9. Davanın Sonuçları
9.1. Davanın Kabulü
İİK md. 283 gereğince, davanın kabulü hâlinde:
- Dava konusu tasarruf, davacı alacaklı bakımından hükümsüz hâle gelir.
- Alacaklıya, dava konusu mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınır.
- Alacaklı, bu mal üzerinden alacağını tahsil edebilir; alacağını aşan kısım üçüncü kişiye iade edilir.
- Tasarruf, borçlu ile üçüncü kişi arasında geçerliliğini korumaya devam eder. Yani mal mülkiyeti borçluya geri dönmez; yalnızca alacaklı lehine cebri icra yapılabilir hâle gelir.
9.2. Üçüncü Kişinin Malı Devretmiş Olması
Üçüncü kişi, dava konusu malı elinden çıkarmışsa (İİK md. 283/II):
- Üçüncü kişi, malı devraldığı tarihteki değerini tazminat olarak ödemekle yükümlü tutulabilir.
- Malı üçüncü kişiden devralan dördüncü kişi kötüniyetli ise, dördüncü kişiye karşı da iptal kararı verilebilir.
9.3. Davanın Reddi
Davanın reddedilmesi hâlinde alacaklı, yargılama giderlerini ve karşı vekâlet ücretini ödemekle yükümlü olur.
10. İhtiyati Haciz ve Geçici Hukuki Koruma
İİK md. 281/II uyarınca, tasarrufun iptali davasında mahkeme, alacaklının talebi üzerine dava konusu mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Bu koruma tedbiri, davanın devamı süresince malın üçüncü kişi tarafından başkalarına devredilmesini önlemek amacıyla önemli bir güvence sağlar.
İhtiyati haciz kararı alınabilmesi için alacaklının, davasının haklılığı konusunda yaklaşık bir ispat (prima facie delil) sunması yeterlidir. Mahkeme, ihtiyati haciz kararını teminat karşılığında veya teminatsız olarak verebilir.
11. Tasarrufun İptali Davası ile Muvazaa Davası Arasındaki Farklar
Uygulamada tasarrufun iptali davası ile muvazaa (danışıklı işlem) davası sıklıkla karıştırılmaktadır. Temel farklar şunlardır:
| Kriter | Tasarrufun İptali Davası | Muvazaa Davası |
|---|---|---|
| Hukuki dayanak | İİK md. 277-284 | TBK md. 19 |
| İşlemin niteliği | İşlem geçerlidir, alacaklıya karşı hükümsüzdür | İşlem baştan itibaren geçersizdir |
| Süre | 5 yıllık hak düşürücü süre | Zamanaşımına tabi değildir |
| Aciz belgesi | Zorunludur | Zorunlu değildir |
| Mülkiyet | Malın mülkiyeti üçüncü kişide kalır | Mal borçlunun mülkiyetinde kabul edilir |
| Görevli mahkeme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Taraf sıfatı | Alacaklı, borçlu ve 3. kişi | Alacaklı, borçlu ve 3. kişi |
Alacaklı, her iki dava türünü terditli (kademeli) olarak birlikte açabilir. Yargıtay içtihatlarına göre, öncelikle muvazaa iddiası incelenir; muvazaa ispatlanamadığı takdirde tasarrufun iptali iddiası değerlendirilir.
12. Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar
Taşınmaz devirleri: Borçlunun taşınmazını borcun doğumundan sonra yakın akrabasına veya eşine devretmesi, en sık karşılaşılan iptal nedenlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi'nin 2022 iptal kararlarından önce bu tür devirler İİK md. 278/III-1 kapsamında otomatik olarak bağışlama hükmünde sayılıyordu. 2026 itibarıyla bu karinenin iptal edilmiş olması nedeniyle, alacaklıların eş veya yakın akrabaya yapılan devirlerde İİK md. 280 kapsamında zarar verme kastını ayrıca ispatlaması gerekmektedir.
Araç satışları: Borçlunun adına kayıtlı aracı düşük bedelle üçüncü kişilere devretmesi hâlinde, bedelin gerçek değerin çok altında kalması İİK md. 278/III-2 kapsamında değerlendirilir.
Ticari işletme devri: Borçlunun ticari işletmesini devretmesi hâlinde, İİK md. 280/III uyarınca devralan kişinin iyi niyetli olmadığı karine olarak kabul edilir; devralan kişi iyi niyetini ispatla yükümlüdür.
Muvazaalı boşanma ve mal paylaşımı: Borçlu eşlerin anlaşmalı boşanma yoluyla malvarlığını diğer eşe devretmesi hâlinde, alacaklı tasarrufun iptali davası açabilir. Bu konuda anlaşmalı boşanma rehberimiz detaylı bilgi içermektedir.
İcra takibi ile bağlantı: Tasarrufun iptali davası açılmadan önce mutlaka geçerli bir icra takibi başlatılmış ve kesinleşmiş olmalıdır. Alacaklının icra dosyasından aciz belgesi alması da zorunludur.
Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri: Borçlunun üçüncü kişiyle ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparak taşınmazını devretmesi, uygulamada sıklıkla karşılaşılan durumlardan biridir. Bu tür sözleşmeler İİK md. 278/III-4 kapsamında bağışlama hükmünde sayılmaktadır. Yargıtay, bakım borçlusunun gerçekten bakım edimini ifa edip etmediğini ve sözleşmenin mal kaçırma amacıyla yapılıp yapılmadığını araştırmaktadır.
Şirket hissesi devirleri: Borçlunun sahip olduğu şirket hisselerini üçüncü kişilere devretmesi de tasarrufun iptali davasına konu olabilir. Bu durumda devir bedeli ile hisselerin gerçek değeri arasındaki orantısızlık İİK md. 278 veya İİK md. 280 kapsamında değerlendirilir.
13. Kamu Alacaklarında Tasarrufun İptali (6183 Sayılı AATUHK)
İcra ve İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali düzenlemesine paralel olarak, kamu alacakları bakımından da 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) ayrı bir tasarrufun iptali rejimi öngörmüştür.
AATUHK md. 24 uyarınca, amme alacağını tahsile imkân bırakmamak amacıyla borçlunun yaptığı tek taraflı hukuki işlemler ile borçlunun ihticaca salih belge ile ispatı kabil olmayan borç ödemeleri hükümsüzdür. Alacaklı kamu idaresi, bu tasarrufların iptali için asliye hukuk mahkemesinde dava açabilir.
AATUHK kapsamında iptale konu olan tasarruflar üç grupta toplanmıştır:
- İvazsız tasarruflar ve bağışlama hükmündeki işlemler (AATUHK md. 27-28): Ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür.
- Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar (AATUHK md. 29): Mevcut bir borç için rehin verilmesi, vadesi gelmemiş borç için ödeme yapılması gibi işlemler, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru bir yıl içinde yapılmışsa batıldır.
- Amme alacağının tahsiline imkân bırakmamak amacıyla yapılan tasarruflar (AATUHK md. 30): Üçüncü şahsın kötüniyetli olduğunun ispatı hâlinde bu işlemler de iptal edilir.
| Kriter | İİK (Özel Hukuk Alacakları) | AATUHK (Kamu Alacakları) |
|---|---|---|
| Davacı | Aciz belgesine sahip alacaklı | Alacaklı kamu idaresi |
| Aciz belgesi | Zorunlu | Aranmaz |
| Görevli mahkeme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Dava açma süresi | 5 yıl (İİK md. 284) | 5 yıl (AATUHK md. 31) |
| Yargılama önceliği | Genel sıra | Diğer işlere takdimen (öncelikli) görülür (AATUHK md. 24/II) |
Önemli fark: AATUHK kapsamında dava açabilmek için İİK'daki gibi aciz belgesi aranmaz. Kamu idaresi, alacağın tahsilinin tehlikeye girdiğini kanıtlaması yeterlidir.
14. Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar
Tasarrufun iptali davası dilekçesinde aşağıdaki unsurların eksiksiz yer alması, davanın usulden reddedilmemesi için büyük önem taşır:
a) Taraf bilgileri: Davacı alacaklının, davalı borçlunun ve lehine tasarruf yapılan üçüncü kişinin (varsa dördüncü kişinin) tam kimlik bilgileri ve adresleri belirtilmelidir.
b) İcra takibi bilgileri: Kesinleşmiş icra takibinin dosya numarası, icra müdürlüğü, takip tarihi ve takip konusu alacak miktarı açıkça yazılmalıdır.
c) Aciz belgesi: Kesin veya geçici aciz belgesinin dava dilekçesine ek olarak sunulması; dava açılırken henüz alınamamışsa, yargılama süresince ibraz edileceğinin belirtilmesi gerekir.
d) İptali istenen tasarrufun detayları: Tasarrufun tarihi, konusu (taşınmaz devri, araç satışı, hisse devri vb.), tapu veya tescil bilgileri ve tasarrufun İİK md. 278, 279 veya 280'den hangisi kapsamında iptalinin talep edildiği açıklanmalıdır.
e) Borcun doğum tarihi: Takip konusu borcun ne zaman doğduğu ve tasarrufun bu tarihten sonra yapıldığı belirtilmelidir.
f) İhtiyati haciz talebi: Dava konusu malın üçüncü kişilere devredilmesini önlemek amacıyla İİK md. 281/II uyarınca ihtiyati haciz kararı talep edilmesi önerilir.
g) Hukuki gerekçe ve deliller: İptal nedenini destekleyen deliller (tapu kayıtları, banka kayıtları, nüfus kayıtları, tanık listesi, bilirkişi incelemesi talebi) ayrıntılı olarak sıralanmalıdır.
15. İstinaf ve Temyiz Süreci
Tasarrufun iptali davasında verilen karar aleyhine başvurulabilecek kanun yolları şunlardır:
İstinaf başvurusu: Asliye hukuk mahkemesinin kararına karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir (HMK md. 345). İstinaf incelemesini Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) yapar.
Temyiz başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf incelemesi sonucunda verdiği karar, HMK md. 361 uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz edilebilir. Temyiz sınırı 2026 yılı itibarıyla HMK md. 362 kapsamında belirlenen miktarın üzerindeki davalar için geçerlidir.
Yargıtay ilgili dairesi: Tasarrufun iptali davalarında temyiz incelemesini Yargıtay 4. Hukuk Dairesi veya 17. Hukuk Dairesi (kapatılarak görevleri devredilmiştir) yapmaktadır. Güncel itibarıyla bu davaları Yargıtay 4. Hukuk Dairesi incelemektedir.
Kesinleşme: İstinaf veya temyiz başvurusu yapılmadan sürelerin geçmesiyle ya da Yargıtay'ın onama kararıyla hüküm kesinleşir. Kesinleşen iptal kararı uyarınca alacaklı, dava konusu mal üzerinden doğrudan icra işlemlerine başlayabilir.
İstinaf ve temyiz süreçleri hakkında detaylı bilgi için istinaf ve temyiz rehberimize başvurabilirsiniz.
16. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Tasarrufun iptali davası ne kadar sürer? Tasarrufun iptali davası, mahkemenin iş yüküne, delillerin toplanma süresine ve bilirkişi incelemesinin gerekliliğine göre genellikle 1 ila 2 yıl arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf aşaması dâhil edildiğinde bu süre uzayabilir. İstinaf ve temyiz süreçleri hakkında detaylı bilgi için istinaf ve temyiz rehberimize başvurabilirsiniz.
2. Aciz belgesi olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi? Dava açılabilir; ancak aciz belgesi dava şartı olduğundan, yargılama süresince sunulması zorunludur. Aciz belgesinin dava açılmadan önce alınması şart değildir; geçici aciz belgesi (haciz tutanağı) dahi yeterlidir. Ancak yargılama sonuna kadar kesin veya geçici aciz belgesi ibraz edilmezse dava reddedilir.
3. Borçlunun yakınına yaptığı satış her zaman iptal edilir mi? Hayır, otomatik olarak iptal edilmez. Anayasa Mahkemesi'nin 2022 yılındaki iptal kararlarından sonra, borçlunun eşine veya yakın kan hısımlarına yaptığı ivazlı tasarruflar artık otomatik olarak bağışlama hükmünde sayılmamaktadır. Ancak bu tür işlemler İİK md. 280 kapsamında zarar verme kastıyla yapılan tasarruf olarak iptal davasına konu edilebilir. Bu durumda alacaklı, borçlunun zarar verme kastıyla hareket ettiğini ve üçüncü kişinin bunu bildiğini ispatlamalıdır.
4. Tasarrufun iptali davasında taşınmaz borçluya geri döner mi? Hayır. Dava kabul edilse dahi taşınmazın mülkiyeti üçüncü kişide kalmaya devam eder. Davacı alacaklıya yalnızca o taşınmaz üzerinden haciz ve satış yaptırma yetkisi tanınır. Alacak tahsil edildikten sonra artan bedel üçüncü kişiye iade edilir.
5. Beş yıllık süre geçtikten sonra dava açılabilir mi? İİK md. 284 uyarınca beş yıllık süre hak düşürücü niteliktedir ve geçmesiyle dava hakkı ortadan kalkar. Ancak muvazaa iddiası ileri sürülebilecek durumlarda, muvazaa davası zamanaşımına tabi olmadığından bu yol tercih edilebilir.
6. Tasarrufun iptali davasında hangi tasarruflar iptal edilemez? Borçlunun borcunun doğumundan önce yaptığı tasarruflar, beş yıldan eski tasarruflar ve borçlunun zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı olağan tasarruflar iptal edilemez. Ayrıca resmi dairelere yapılan ödemeler (vergi, SGK primi vb.) de kural olarak iptal kapsamı dışındadır.
7. Tasarrufun iptali davası ile menfi tespit davası birlikte açılabilir mi? İki dava farklı amaçlara hizmet eder. Menfi tespit davası borçlunun borçlu olmadığını ispatlaması için açılır; tasarrufun iptali ise alacaklının alacağını tahsil edebilmesi için açılır. Aynı dava dilekçesinde birlikte açılması uygun değildir; ancak ayrı davalar olarak paralel yürütülebilir.
8. Kamu alacakları (vergi borcu vb.) için de tasarrufun iptali davası açılabilir mi? Evet. Kamu alacakları bakımından 6183 sayılı AATUHK'nun 24-31. maddeleri ayrı bir tasarrufun iptali rejimi düzenlemiştir. İİK'dan farklı olarak, kamu idaresinin dava açabilmesi için aciz belgesi şartı aranmaz. AATUHK kapsamındaki davalar, diğer işlere takdimen (öncelikli olarak) görülür.
9. Tasarrufun iptali davasında muvazaa iddiası da ileri sürülebilir mi? Evet, uygulamada alacaklılar sıklıkla terditli (kademeli) dava açmaktadır. Buna göre, öncelikle muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilir; bu iddia kabul edilmezse ikincil olarak tasarrufun iptali talep edilir. Yargıtay, terditli dava açılmasını hukuka uygun bulmaktadır.
10. Borçlunun ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yaptığı devirler iptal edilebilir mi? Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri İİK md. 278/III-4 kapsamında bağışlama hükmünde sayılabilir. Yargıtay, bakım borçlusunun gerçekten bakım edimini ifa edip etmediğini ve sözleşmenin mal kaçırma amacıyla yapılıp yapılmadığını araştırmaktadır. Bakım ediminin ifa edilmediği ve sözleşmenin gerçek bir bakım amacı taşımadığı tespit edilirse tasarrufun iptaline karar verilebilir.
11. Anayasa Mahkemesi'nin İİK md. 278 hakkındaki iptal kararları neleri değiştirdi? Anayasa Mahkemesi, 2022-2024 yılları arasında verdiği üç ayrı kararla İİK md. 278/III'ün birinci bendindeki "karı koca", "üstsoy veya altsoy ile üçüncü dereceye kadar kan hısımları" ve "evlat edinenle evlatlık" ibarelerini iptal etmiştir. Bu kararlar sonucunda, akrabalık ilişkisine dayalı otomatik bağışlama karinesi tamamen kaldırılmıştır. 2026 itibarıyla, akrabalar arası ivazlı işlemlerin iptali ancak İİK md. 280 kapsamında zarar verme kastının ayrıca ispatlanmasıyla mümkündür.
17. Sonuç
Tasarrufun iptali davası, borçlunun mal kaçırma girişimlerine karşı alacaklıyı koruyan en etkili hukuki araçlardan biridir. İİK md. 277-284 arasında düzenlenen bu dava, kesinleşmiş bir icra takibi ve aciz belgesi şartlarının sağlanmasıyla, borçlunun son beş yıl içinde yaptığı zararlı tasarrufların alacaklı bakımından hükümsüz kılınmasını mümkün hâle getirir.
Anayasa Mahkemesi'nin 2022-2024 yılları arasında verdiği iptal kararlarıyla İİK md. 278/III'teki akrabalık karineleri tamamen kaldırılmış olup, bu durum alacaklıların ispat yükünü artırmıştır. Ancak İİK md. 280 kapsamında zarar verme kastına dayalı iptal imkânı devam etmektedir. Kamu alacakları bakımından ise 6183 sayılı AATUHK, İİK'ya paralel ancak daha geniş kapsamlı bir koruma sağlamaktadır.
Davanın başarısı büyük ölçüde doğru iptal nedeninin tespit edilmesine, delillerin zamanında toplanmasına ve ihtiyati haciz tedbirinin alınmasına bağlıdır. Hak kaybına uğramamak için beş yıllık hak düşürücü süre içinde uzman bir avukat desteğiyle dava açılması tavsiye edilir.
Kaynaklar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), md. 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK), md. 24, 27, 28, 29, 30, 31
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), md. 2, 345, 361
- Anayasa Mahkemesi, E: 2023/200, K: 2024/103, T: 09.05.2024 (İİK md. 278/III evlatlık bendi iptali)
- Anayasa Mahkemesi, T: 22.03.2022 (İİK md. 278/III karı koca bendi iptali)
- Anayasa Mahkemesi, T: 12.04.2022 (İİK md. 278/III kan hısımları bendi iptali)
- Kodaloğlu — İcra İflas Hukuku
- Akipek, Akıntürk — Kişiler Hukuku
- 2026 Harçlar Kanunu Genel Tebliği
- 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Anahtar Kelimeler: tasarrufun iptali davası, tasarrufun iptali davası şartları, İİK 277, İİK 278, İİK 279, İİK 280, tasarrufun iptali davası süresi, mal kaçırma davası, aciz vesikası, borçlunun mal kaçırması, ivazsız tasarruf iptali, tasarrufun iptali davası 2026, alacaklının hakları icra, AATUHK tasarruf iptali, kamu alacağı tasarruf iptali, Anayasa Mahkemesi İİK 278 iptal, tasarrufun iptali dava dilekçesi, tasarrufun iptali istinaf temyiz

Yorumlar
Bu makaleyi daha iyi hale getirin — üye olmadan yorum bırakabilirsiniz.